DEPREMZEDELERİN FOTOĞRAFLARININ PAYLAŞILMASININ KİŞİLİK HAKLARI KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

Categories: Genel

DEPREMZEDELERİN FOTOĞRAFLARININ PAYLAŞILMASININ KİŞİLİK HAKLARI KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

 

Kişiyi kişi yapan tüm değerler kişilik hakkı kapsamındadır. Bir kimsenin özel hayatı, fotoğrafı, sesi kişilik hakkı kapsamında korunması gereken başlıca değerlerdir. 5982 sayılı kanunun 2. Maddesinde “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. “ düzenlemesi ile kişilik haklarına koruma mekanizması getirilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 07.02.2012 tarihli Von Hannover- Almanya kararında; bir kimseye ait görüntünün, kişiyi diğer kişilerden ayıran bir unsur olması sebebiyle karakterinin en önemli parçalarından birisi olduğu belirtilerek, görüntünün korunması hakkının, bireyin şahsi gelişiminin vazgeçilmez bir öğesi olduğu belirtilmiştir.

Hukuk sistemimizde; Anayasa madde 20’de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 134’de ve devletimizin de tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 8’de kişilik haklarından biri olan özel hayatın gizliliği koruma altına alınmıştır. İlgili düzenlemelere bakıldığında;

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”

“… Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur…” 

“…Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı göstermesi hakkına…” sahiptir. Özel hayatın gizliliği hakkı belli durumların varlığı halinde sınırlandırılabilmekte ve bu sınırlandırmalar neticesinde gerçekleşen ihlaller hukuka uygun olmaktadır. Bu haller kamu düzeni, milli güvenlik, genel sağlık, genel ahlak gibi toplumun tamamını ilgilendiren hallerdir.

Özel hayatın gizliliği hakkı ile sık sık karşı karşıya gelen ifade ve basın özgürlüğü ise “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar.” şeklindeki düzenleme ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 10’da düzenleme altına alınmıştır. 5187 sayılı Basın Kanunumuzun 3. Maddesinde de “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.”  düzenlemesi ile basın özgürlüğü kanun metninde koruma altına alınmıştır. Gerek basın kanunu gerekse sözleşmede koruma altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün kullanımı demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması amacıyla sınırlandırılabilir.

İfade ve basın özgürlüğünün kullanımı esnasında yukarıda belirttiğimiz bir diğer hak olan özel hayatın gizliliği ihlal edilebilmekte ve yine yukarıda değindiğimizin aksine bu ihlal hukuka uygun olmamaktadır.

 

Bir toplumun tamamını etkileyen doğal afetlerde doğaldır ki toplumun tamamının deprem bölgesinden kamu yararı kapsamında haber alma ve bilgi sahibi olmaya hakkı vardır. Ancak basının toplumu bilgilendirirken yukarıda da izah ettiğimiz kişilik haklarını göz önüne alarak haber yapması gerekmektedir. Deprem bölgelerinden yapılan canlı yayınlar esnasında birçok depremzedenin kurtarılma anı topluma sunulmaktadır. İşte bu durumda yine basın özgürlüğü ve özel hayatın gizliliği karşı karşıya gelmektedir. Depremzedelerin deprem anında ve sonrasında göçük altında kalmalarından kaynaklı travmalarının olacağı tartışmasızdır.

Basın tarafından internet ortamında paylaşılan depremzedelere ilişkin görüntülere erişim engellenmediği müddetçe de yıllarca internet ortamında kalacağı kuşkusuzdur.

Öncelik verilmesi gereken bir diğer konuda depremzedenin çocuk olması durumudur. Kendisinin görüntüsü ve özel hayatı ile ilgili ihlalleri algılayacak ve engelleyecek yetiye sahip olmayan çocukların yüksek yararı mevcuttur. İlgili durum Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi kapsamında koruma altına alınmıştır.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere basın özgürdür ancak elbette basın özgürlüğünün kullanımı bir başka kimsenin özel hayatının gizliliğini ihlal etme hakkı vermeyecektir.

Belirtilen nedenler ile;

Depreme ilişkin mağdur kişilerin kurtarılma görüntülerini içeren kayıtlar, mağdurların talebi üzerine Sulh Ceza Hakimliğince internet ortamından erişimi engelleme ve içeriğin kaldırılması şeklinde kurulacak hüküm ile ortadan kaldırılabilir. 5651 sayılı yasa kapsamında yapılacak değerlendirme de aynı bağlamda ele alınmalıdır.

                                                                                                                                                 Av.Elmas  SARIKAYA

Leave Comments

Ara